KaiRa

Yeni Blogum..

Posted by: Fatih on: Ocak 13, 2009

kötü bi hafta sonu daha

Posted by: Fatih on: Ekim 12, 2008

Berbat bi gün..fıratLardayım..Sevinerek geLmiştim…amk yurdunda vakit gecmiyor..ama sağoLsun yine mahvetti herşeyi, bikere de üzmese beni şaşardım zaten.umarım bi daha olmaz sabrım tükeniyor çünkü cok yoruldum tükendim.. :(

Graffitiye iLk adım!

Posted by: Fatih on: Eylül 5, 2008

GRAFFiTi YAPMANIN İNCELİKLERİ

1:kendinize ait bir alfabeniz olsun ( mesela duvarlara bakın ve ilham yoksa harf calın )
2:kalemle başlayın ilk hetap harfi tek kalemde hiç kaldırmadan çizin
3:çizdiniz harflere hayalinizde ısık tutun ve gölgelerinin oldugunu anlıyacaksınız o gölgeleri ciziniz.
4:gölgelerinin içini koyu bir renkle boyayınız ilk hetapta size daha cok ilham verecektir
5: yazınızın büyüklügüne göre A3 kagıdıysa yazının dısından 1 cm uzak olcak sekilde çizgilerle yazının heryerini kapatınız buda ilham verebilir. A4 ise bu uzuklıgı 0,5 cm olarak ayarlayın
6:ısık verdiginiz yönden harfleri parlatınız mesela ben sağ üstten veririm genellikle sol alttan başlar gölgem harflerin sağ üstü ısık olur L şeklinde buda işinize yarar
7:karikatür yapmaya calısın hayatınızın her anında graftyden daha cokugrasın unutmayınki bu sanatı karikatür güzelleştirir.

:duvarlar:
1:cok kaygan zemin olmaması gerekiyor fanyans mermer gibi yoksa sprey akar.
2:spreyi yazının üstünde durdurmayın kalem gibi tek seferde çizin.yoksa yine akar
3:akşam yapmayı deneyin yoksa başınız belaya Yazının devamını oku »

Kapı Çalar

Posted by: Fatih on: Eylül 4, 2008

Kapı çalar…
 Sabahın erken saatlerinde. Açarsınız. Sütçünüzdür gelen. Sütçünün litreliğinden kabınıza dökülen beyazlıkta sabahın güzelliğine kavuşursunuz. Gözünüzde pırıl pırıl bir sabah kahvaltısı canlanır. İçinizden “Bugün kahvaltıyı bahçede yapalım” diye geçirirsiniz.
 Kapı çalar…
 Gelen postacıdır. Kucağında büyükçe bir paket. Uzattığı kağıda imza atarsınız. Daha önceden ısmarladığınız kitaplara kavuşmanın sevincini yaşarsınız. Zaten tatilde olduğunuzdan bu kitaplara çok ihtiyacınız vardır. “Artık canim sıkılmayacak ” deyip keyiflenirsiniz. En çok merak ettiğinizi alıp şezlonga uzanırsınız.
 Kapı çalar…
 Kapıya koşarsınız. Yıllardır görmediğiniz bir dost gelmiştir. Sevinirsiniz. Sohbetleriniz saatler boyu hatta bütün gün sürer. “Yaşamak ne güzel” dersiniz içinizden. Hele böyle dostlar varken.
 Kapı çalar…
 Dürbünden bakarsınız. Kimseyi göremezsiniz. Dönüp yeniden koltuğa gömülürsünüz. Bir daha çalar. Bakarsınız, yine kimse yok. Tam o sırada bir daha çalınca kapıyı açarsınız. Komşunuzun oğlu, elindeki sopayla zile uzanmakta. Meğer tuzları bitmiş. İçeriden tuz getirirken kendi kendinize söylenirsiniz. “Elbette göremem. Keratanın boyu bir metre.” Bu küçük hadise neşelendiriverir ortalığı.
 Kapı çalar…
 Düşüp bayılacak kadar şaşırırsınız. Askerdeki oğlunuz haber vermeden izne çıkmıştır. “Oğlum benim” diye hasretle kucaklarken göz yaşlarınızı zaptedemezsiniz. Mutluluğunuz oğlunuzun izni kadar uzar…
 Kapının her çalışında sanki mutluluğa koşmaktasınız. Huzur tüter gözlerinizden. Her sessizlikte kulaklarınız zil sesi arar…
 Ve kapı çalmaz…
 O gün en büyük misafiriniz gelir. Adeta kapıyı kırmıştır. Alıp gider sizi, şaşırırsınız. “Niye haber vermedi?” diye içinizden geçirirken; “Doğduğundan beri zile basmaktayım” der.
 Bir şeyler söylemek istersiniz o an. Ama o andan sonra diliniz dönmez.
 Ölüm sessiz sedasız gelivermiştir…
 Can Dündar

Ben Ölüyorum

Posted by: Fatih on: Eylül 4, 2008

Bir hastane odasındayım..
Varlığımın son gücünü sarf ederek yaşama bir adım daha yaklaşma gayretindeyim..
Olası ihtimaller aklımda geçmiyor değil..
Gözlerim kapalı.. Zihnim açık..
Düşünebiliyorum..Aklımdan ilk geçen.. Özlediklerim..
Hayata dair olanlar..
Ama sanki iki dünya arasında sıkışmışım..
Her iki tarafı da kabullenemeyen insan hali..
Sesler duyuyorum; ama karşılık veremiyorum..
Bir an bir karmaşa oluyor başımda..
Öldü diyorlar benim için..
Kalp atışlarını alamıyoruz.. Doktor bağırıyor..Şok yapıyoruz çabuk ! Yaşıyorum diyorum onlara, ben yaşıyorum..
Duymuyor musun doktor yaşıyorum ben..!
Sonra anlıyorum ki benim çabam boşa ..
Üzerimi örtüyorlar ..
Hayır diyorum yeni bir başlangıç doktor duy beni!
Ölmedim yaşıyorum..!
Bir an bir sessizlik oluyor..Hissediyorum yalnızım..
Ne yapıyorlar bana bunlar diyorum ya da ne yapacaklar!
Boğulduğumu hissediyorum..
Hafif bir üşeme başlıyor..
Şunları duyuyorum bir an:
‘Ansızın gelir ölüm, damarlarından kanın çekilir, gözkapaklarını kıpırdatamazsın..
Tenin üşemeye başlar..
Sanki biri pencereyi açık bırakmış seni hasta etme çabasında..
Ve ansızın gelir ölüm..
Yitik bir aşkını son kez anımsarsın..
Beynindeki düşüncelerin seyrekleşir..
Yolcusundur.. Biletini almışlardır..
Doğarken nasıl eline verildiyse..
Giderken de geri gelmeyeceğini fısıldarlar kulağına..
Son bir kez sevdiklerine anlamlar yüklemek istersin..
Haykırmak, konuşmak,hırçınlaşmak..
Konuşma yetinde elinden alınmıştır maalesef..
Anlamlar yükleyemezsin sevdiklerine dair..
Hazırlanırsın ölümün soğuk yüzüne..
Ölüm sessizliği her şeyden acıdır..Ürkütücüdür..Korkutur insanı..
Dışarı çıkmak.. Oturduğun mahalledeki eski çeşmeden kana, kana su içmek istersin..Sahilde uzun, uzun yürümek..
Bacaklarının ağrıdığını hissetmek sonuna kadar..
Ölüm kokusundan uzakta arzulamak hayatı..
Bir yudum şarapta aşkın büyüsüne kapılmak..
Benliğinde özgür olmak..’
Ama bu insanlar ne yapıyorlar bana dersin..
Yaşıyorum doktor..Duy beni..
Yazının devamını oku »

Kategoriler

Günün Sözü

Gerçeklere yüz çeviremezsin, çünkü onLar her yerdeLer - Kaira

Arşiv

İstatistikler

  • 5,761 hits

Kaç Kişi Burda (:

web tracker

 

Kasım 2009
M T W T F S S
« Jan    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30